Denetçilerin “Sır” Saklama Yükümlülüğü

Türk Ticaret Kanunu (TTK) ‘nun revize edilerek yeni hali ile hayatın tüm yönlerini ele alan bir etkinlik kazanması sağlanmıştır.Özellikle ticari hayatta yapılan düzenlemeler neticesi onlarca yıldır var olan Ticaret Kanunu uygulamalarını bir kenara bırakarak yeni dünya düzenine uyumluluk kapsamına almaya çalışmıştır.
     Bu uyumlaştırmalara hali ile şirketler düzleminden bakıldığında denetim olgusunu ve tabi denetçi  variyetinin önemli bir yer kapladığını görmek mümkün olmaktadır.
Amaç ve kapsama alanı olarak ülke geleceğinin temel taşı,  yolsuzluk ve kayıt dışılığa karşı kayıtlanma halinin, hile ve şaibe ortamından uzaklaşarak doğru ve dürüst toplumlarda, geleceğe yükselerek ilerlemektir.
     Bu vesile ile ticari bir unsurun tarafsız ve gerçek doğrular yanında şirket ortakları ve şirketle ilgili üçüncü kişlerin doğru bir biçimde hak ve hukuklarının korunması tam da denetimin konusunu oluşturmaktadır.Bu denli vahim bir konunun uygulayıcısı konumunda olan denetçinin sorumluluğu , TTk ‘da denetimden beklenen neticenin sağlanması açısından önemli düzenlemeler getirmiştir.

     14 Şubat 2011 tarihli 27846 sayılı Resmi Gazete ‘de yayınlanan TTK  ‘da “denetçilerin sır saklamadan doğan sorumluluğu(404)”, “denetçinin sorumluluğu (554)” ve sorumluluğun birden çok kişiyi kapsaması halinde “teselsül ve başvuru (557)” başlıklar ile maddler halinde yer almıştır.
     TTK 404'üncü madde denetçilerin sır saklama sorumluluğunu  ihlal etmeleri halinde, 554'üncü madde ise 404'üncü maddesinin dışında uygulanacaktır.Sorumluluk kusur ilkesine bağlanmış bulunmakla beraber kusuru da iddia eden ispatlamak durumundadır. 
404. Madde ile düzenlenen sorumlulukla, 554'üncü maddede yer alan sorumluluğu karıştırmamak gerekmektedir.
     Burada TTK ‘ da denetçinin sorumluluğu daha çok Alman sistemi mi veya İsviçre Sistemi mi "N.Ayşe Odman Boztosun' un" yapmış olduğu analizde de görüleceği üzere bu iki 404.Madde ile 554.Madde ‘nin çakıştığı yerleri veya karışıklıklara neden olabileceği lafzının revize edilmesinde yarar olacağı kanaatini taşımaktayım.
Ya yoksa davacı olan şirket veya pay sahiplerine veya şirket alacaklılarına karşı iki madde kapsamına giren sorumluluk dışı eylemlerden birini seçmek zorunda kalmaları gerekecektir.
Şartları varsa teselsüle ilişkin 557 nci madde uygulanır.
     Yazı başılığına geri dönecek olursak, 
     “Sır” ile denetleme faaliyeti sırasında öğrenilen bilgiler anlaşılır. Sorumluluğun şartı sırrın kullanılmasıdır. Ancak sorumluluk için kullanma sonucunda bir yarar/menfaat elde edilmiş olması şart değildir. Sırrın izinle kullanılması sorumluluğu ortadan kaldırır.
Buna göre denetçiler ve bunların yardımcıları ve bağımsız denetleme kuruluşları ve temsilcileri yapmakla yükümlü oldukları denetimi dürüst ve tarafsız bir şekilde yerine getirmek ve sır saklamak zorundadırlar. 
İzinsiz olarak kullanamadıkları gibi, kasten veya 
ihmal ile yükümlerini ihlal edenler şirkete ve zarar verdikleri takdirde bağlı şirketlere karşı sorumludurlar. 
Zarar veren kişi birden fazla ise sorumluluk müteselsildir.

     Bu hükmün yerine getirilmesinde ihmali bulunan kişiler hakkında, verdikleri zarar sebebiyle, her bir denetim için yüzbin Türk Lirasına, pay senetleri borsada işlem gören anonim şirketlerde ise üçyüzbin Türk Lirasına kadar tazminata hükmedilebilir. İhmalleriyle zarara sebebiyet veren kişilere ilişkin bu sınırlama denetime birden çok kişinin katılmış veya birden çok sorumluluk doğurucu eylemin gerçekleştirilmiş olması hâlinde uygulandığı gibi, katılanlardan bazılarının kasıtlı hareket etmiş olmaları durumunda da geçerlidir. Denetçinin bir bağımsız denetleme kuruluşu olması hâlinde sır saklama sorumluluğu bu kurumun yönetim kurulunu ve üyelerini ve çalışanlarını da kapsayacaktır. 
Bu hükümlerden doğan tazmin yükümü sözleşme ile ne kaldırılabilir ne de daraltılabilir. 
     Denetçinin bu maddeden doğan sorumluluğuna ilişkin istemler rapor tarihinden başlayarak beş yılda zamanaşımına uğrar. Ancak, fiil suç oluşturup da Türk Ceza Kanununa göre süresi daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da o zamanaşımı uygulanır. 
Ceza mevzuatının, suç ihbarına ilişkin hükümleri saklıdır.
     Denetçilerin oldukça geniş bir yelpaze halinde düzenlenen sorumlulukları ve buna karşı yapılan sorumluluk açıklarında karşılaşacakları durumlar ve alacakları cezai müeyyideler oldukça ağır ve bir o kadar da Demoklesin Kılıcı gibi denetçinin veya denetim kuruluşunun başında sallanmaktadır.
Dolayısı ile sorulması gereken soru  belki bu kadar ağırlaştırılmış bir sorumluluk sinsilesine karşı şimdilerde çoğunluğun farkında bile olmayan bağımsız denetçi bulunabilecek mi?
Senelik çok düşük ücretler karşılığında çok küçük ölçekli firmaların bile ticari sır ve/veya denetimden doğan sır kapsamında değerleneceği üzere, diğer büyük firmalarla aynı suça verilen aynı cezada dahi haksızlık olacağı aşikarken borçlar ve ceza hukukunda revizeye gidilmesinde fayda vardır 

      Ortada bu kadar bağımsız (!) denetçi varken riski üzerine alacak cesur  yürekleri nerden bulacağız..?

     Selahattin İPEK
     SMMM – Bağımsız Denetçi
     bdselahattinipek@gmail.com

     Kaynak:
     - 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
     - N. Ayşe ODMAN BOZTOSUN, ”Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Denetçinin Sorumluluğu,          
       Alman Sistemi mi, İsviçre Sistemi mi?”
     - Ekrem Öncü-YMM,  Yeni TTK'da Denetçinin Sorumluluğu

E-posta Girişi
E-Mükellef Girişi